Döviz kurları neden artar? Dolar ve Euro kısa sürede neden bu denli yükseldi? Bundan sonra ne olacak?- Ersin Yazıcı

Son dönemde TL’nin özellikle dolar ve euro karşısında yaşanan değer kaybındaki hızlanmanın birçok sebebi bulunmaktadır. Bunların en başında ABD’nin sözde papaz Brunson’un serbest bırakılması için, fakat arka planda çok farklı sebepler ile ülkemize karşı yaptığı ataklardan kaynaklanmaktadır. Bu atakların tamamı siyasi ve ideolojik sebeplere dayanmaktadır. S40 füzeleri, Rusya’ya yakınlaşmamız, İran’a ambargo uygulamak istemememiz vb. çeşitli nedenleri sıralayabiliriz.

Dolar endeksi bir süredir tüm dünyada yükselmektedir. Ayrıca euro/dolar paritesi de dolar lehine değişiyor. Bu da doların, diğer paralara karşı hızla değer kazandığı anlamına gelmektedir. Bu değişimin etkisi diğer paralarda olduğu gibi TL’de de hızla değer kaybı oluşturuyor. Aşırı değerli dolar ABD’nin para birimini dünya rezerv para birimi olarak baskın bir şekilde devam ettirme stratejisinin de bir sonucudur.

Türkiye’nin 2018 Şubat-Aralık döneminde yapması gereken dış borç geri ödemesi tutarı toplamda 93,5 milyar dolar tutarındadır. Ödeme dönemlerinde yapılan dövize olan bu talepler de kurları daha da yükseltmektedir. Yani dış borç ödemelerini dolar ve Euro kurunu yükselten ikinci neden olarak ifade edebiliriz.

 Üçüncü bir neden de kurların yükselmesinin yol açtığı ek talep artışlarıdır. Şubat ayı itibariyle finans kuruluşları dışında kalan özel kesim kuruluşları, yani reel kesimin döviz açık pozisyonu toplamı 222,7 milyar dolar idi. Kurların yükseldiğini gören reel kesim kuruluşları, kurlar daha fazla yükselmeden döviz alıp açık pozisyonlarını kapatmak istediler. Böylece ortaya çıkan ek döviz talepleri yine kurların bir miktar daha yükselmesine yol açmış oldu.

 Merkez Bankası’nın faiz artırımı yoluyla zamanında müdahale etmemesi de otomatik dengelemenin işlemesini engellemektedir.

Benzer biçimde hane halkları da kurlardaki yükselmeyi görerek dövize talep oluşturmakta ve kurların daha da yükselmesine neden olabilmektedirler. Eskiden hane halkları kurlar yükseldiğinde Merkez Bankası’nın faiz artıracağını ve dolayısıyla kurların daha fazla yükselmeyeceğini düşünerek, o aşamada ellerindeki dövizi satar ve bu kez kur düşüşüne yol açarlardı. Merkez Bankası’nın zamanında faiz artırımı yoluyla müdahale etmemesi bu tür bir otomatik dengelemenin işlemesini de engellemektedir.

 Türk lirası son yıllarda kısa sürede en büyük değer kaybını yaşamaktadır. Yılbaşından bugüne kadar dolar %65, Euro ise %60 civarında değerlenmiştir.

Peki, bundan sonra ne olacak?

Ağustos ayında yurt içi ÜFE, bir önceki yılın aynı döneme göre %32,13 arttı. ÜFE artışı, dünyadaki hammadde & emtia fiyat artışlarından veya kur atışlarından kaynaklanmaktadır. Şu an dünyada hammadde ve emtia fiyatlarının yatay seyrettiğini, ve hatta bir miktar gerileme durumunda olduğunu dikkate alırsak, bu etki çok büyük oranda kurdan kaynaklanmaktadır. ÜFE’nin TÜFE’nin üzerinde olması maliyetlere bir baskı olduğunu göstermektedir. Kur artışı ÜFE’yi hemen aynı an etkilemektedir. TÜFE ise aynı an değişim göstermemektedir. ÜFE’deki bu önemli artışın önümüzdeki aylarda TÜFE’ye de yansıyacağını düşünürsek, enflasyonun da önümüzdeki aylarda önemli bir sorun olarak bizleri bekleyeceği sonucuna varabiliriz. Elbette ÜFE’deki artış kadar TÜFE artmayacaktır. Çünkü hem üretici firmalar, hem de perakendeciler bu durumu bir yandan milli bir dava olarak görecekler, bir yandan da ticaretin daralmaması için ÜFE fiyat artışı kadar fiyatlarını artırmayacaklar, gerekirse karlarından fedakarlık edeceklerdir.

Umuyoruz ki, kurlarda bir gerileme söz konusu olur ise, bu durum yine ÜFE’ye hızlıca yansıyacaktır. Bu da TÜFE artışını da dizginleyecektir. Temennimiz böyle bir gelişmenin yaşanmasıdır.

Kur atışlarına başka bir önlem olarak; Yerli ve Milli üretime ağırlık vermek, dış ticaretimizi milli paramız ile yapmak gibi bir ülke stratejimiz de bulunmaktadır. Elbette bu, dünden bugüne başarılabilecek bir şey değildir. Ancak, bu konuda hükümetimizin istekli olduğunu, önemli aksiyon planları bulunduğunu da izliyoruz. Siyasi görüşlerimiz her ne olursa olsun, vatandaşlar olarak bizlerin de bu konuda bazı duyarlılıklarda bulunmamız gerekmektedir. Hepimizin bildiği üzere, hala daha okullarımızda çocuklarımıza ‘’Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı’’ demekteyiz.

2018 yılı birçok kurum ve kuruluş için kar yılı değil, ar yılı olacaktır. Karlılıklarını minimumda tutarak ayakta kalmaya, hayatlarını idame ettirmeye çalışacaklardır.

2018-09-14T17:53:57+00:00

İletişim bilgilerimiz

Brandium Residence R5 Kat:4 D:30 Ataşehir / İSTANBUL

Phone: 0 216 939 88 70

Mobile: 0 532 421 59 85

Web: www.academictrend.com